27.07.2009





yanı başın...



.



Tam da olması gereken yerindeydik, ne geçliğimiz, ne de erkenliğimizdi mevzu....
Mevzu, geçen zamanın ardından bize kalana sığındığımız,
biz...


Kime geç, kime erken bilemeden sarılıp da, tutunuşumuzdu yarınımıza bıraktığımız.
tam olmamız gereken yerdeydik,
biraz daha ağır yürüyorum belki de,
belki de dolu dizginim
tam olmam gereken yerde...



.


*

Belkide bilemediğimdendi...

yahut,

bildiklerimin savurduklarıyla yetinemediğindendi...

ya da

her ne ise, öyleydi...


Şimdilerde uyanmak isteyişimizdi güne

güne dair ne varsa,

yanımda hissettiğimin, terime karışan tuzuydu.


Belkide ıslak saçlarıydı

tellenirken parmaklarımın arasında

kopamadığımdandı, tek gerçekliğim.


Bu da bana yeteniydi.

Gerisi

yalan hayatların içindeki

kaçışlarımızdı birbirimize...


Konuğumdun sonuma...


nokta


.




16.07.2009



*




sana dair;



...Soğuk yalnızlığıma değil de,
bu denli hissedip de...
kalan yalnızlığımadır,
bu çığlıklar ...



.


15.07.2009




*

Hoşça kal; deyip, demeyeceği....

Belki de tek bilmek istediğim buydu. Belki de insan, hep korktuklarını çağırıyor, belki de yok oluşunu ayinleştiriyor. Belki de insan ne anlamak isterse onu anlıyor.

Tuhaf değil mi?
Ben de değeceğini düşünmüştüm.


Oysa, konumuz hep başkalarıydı; hep başka hayatlardı;
kendimizin ki;
başka bir hayata...
belki de başka bir bahara...
Kaç hayat kaldıysa tüketebileceğim;
hepsini kendime adıyorum,
adını da "fuck off" deyip, ünlemi başa alıyorum.
Sonra duymadım deme, blog.
Sana da hoşçakal, her ne isen...


.



.


1.07.2009



Kazanmak ya da kaybetmek değil, var olabilmek ve kendin olabilmekti önemli olan...Bilemediğimiz savaşlara dahil edildiğimizde ve çokça üzüldüğümüzde birileri tarafından, her defasında incitildiğimizde...


en çok kahkahalarımız geliyor kulağıma bir de hep var olacağına olan inancım... “