25.08.2009


Sorunsuz olduğunu düşündüğüm zamanları düşündükçe;


incitilmek için ne denli kahredici ızdırap çektiğimi, bu ızdırap ve incinmeler için fırsat kolladığımı anlamlandırmaya çalışmak, çok manasızlaşıyor.


Çünkü, ben böyleyim.


Sevecek birini bulamadığımda, kendimi sever; nefret edecek birini bulamadığımda da kendimden nefret ederim. Sonralarıysa birilerini arayıp, bulmaktan vazgeçip, bütün hissel yoğunluğumu kendime aktarırım.


Ta ki;


Sen çıkıp da, beni bozkırlardaki bulutlara götürene dek...


Kendim için daha olağan ve düzgün adlandırılabilecek ilişkiler bulabilir, daha ortalama bir hayat sürer ve insanların olağan hayat akışlarını değiştirmeyebilirdim. Evet, ben bu şekilde bir hayat sürebilirdim.


Üzgünüm kendim ve üzgünüm senim...


Sen olmasaydın, ben hâlâ ( a şapkalı, daha bir ağırbaşlı ) kimilerine doğal gelen ortamımda, soluk alıyor olacaktım.


Şimdilerdeyse;


Seninle; ne kendi tadıma, ne de senin tadına doyamıyorum. Bunu yaşayabilmek nasıl bir histir, anlayabilir misin okuyucu?


Anlamak için uğraşmıyoruz zaten, sen de uğraşma okuyucu; anlamlara boğulmaktansa, olabildiğince yaşamak daha manalı görünüyor şimdilerde...




nokta



4 yorum:

NoktasizvirguL dedi ki...

her zaman bir diğerini istiyor insan. Anlamlara boğulduğu zamanlarda öylesine yaşamak, öylesine yaşadığında anlamlara boğulmak istiyor...

Öylesine tersiz işte... Kendimize bile...

Asuman Unsal dedi ki...

doğru diyorsun, insan işte; ne diyebilirsin ki; kendine bile...

Sugibi dedi ki...

alakasız: ben seni televizyonda gördüm. ehi:)

Asuman Unsal dedi ki...

hahahha
alakasız ama
çok komik kızaaam
genç turizmci iş başında
atom karınci gibi çıkmışım di mi
hahahaha