28.11.2008



*


Bilmem ki;
Seni mi arıyordu gece…



Yahut;
Derdi neydi de, çıkamadığında saldırıyordu gündüze.



Bilinmez ki…
Neyi bilebilmişiz şimdiye kadar da geceyi bilmek ne haddimize!



Pamuk ellerimde neyin sertliği acıtıyor ki, yüzüme her değdiğimde, çok da düşünmemeli değil mi? Olanlar oluyor, bir şekilde üstesinden geliyor insan işte, yöntemler hep kişisel, hep bir dahakini aratmayacak incelikler, nerden tutulur ki; iki yakasından mı? Sanmam. Yoksa çözülürdü şimdiye her şey.




Uzadıkça uzuyor gölgem; inan mevsimsel.
Uzadığım yok, kısaldığımda. Bildiğin aynı buçukluk bedende fersahlar, girmekse derinine, sana kalıyor.



Bir adım uzağımda üç beş dost, kendi halinde, beklentili ve manidar. Kendince bütün hayatlar, seçim senin işte, kocaman bir hayatın, anlık bitişi gibi, nasıl anlamlandırdığın hep kendince kazanımlar.




Gerisi, çok fazla be kovuk! İnan çok fazla…



...

Hiç yorum yok: