29.04.2009



,

Hiç olamayacak kişiye ithaf edilmiştir;



Soluğumuz yettiği sürece buluşur muyuz, yıldızların altında?



Ojelerimin yarısı çıkmış, çıkmamış; tırnaklarımı yemişim, yememişim; kah gülmüşüm, kah hiçbir şey... diyememişim, korkmadan, usulca salınmışım kollarında; sabaha kadar dans etmişiz, kuşlar şaşkın, biz sarhoş, aynı şarkı dönüyor, sen de duyuyor musun?


İnan umursamıyor gibi görünüyorum, tek istediğim olduğum gibi kalmak yanında, yoksa yeterince gerçekçi bu galaksi, yeterince iki yüzlü ve gereksiz bu çoğu insan, yeterince ağır tahribatlı ve ızdırap verici, seni düşlerime almak istedim, benim bahçemde çimlere atıp kendimizi, yuvarlanalım istedim, hani biliyorum zaten hiçbirinin olmayacağını ama olacakmış gibi davranman bile yeterdi, kaldı ki bu çok içten oldu biliyorum ama gerçekliğini de yaşamak istedim esasen sadece kendimizin gerçekliği olsun istedim, kendi ortaklığımızda dans edelim istedim, belki de hiç istememeliydim. Dedim ya, anlatamadım, neyse geçiyor olması hep güzeldi...




Henüz yaşanamamış olanın üzüntüsüydü bu, normalleşmesek ha!

Dans eder miyiz, bahçenin sonuna kadar... Sonu her neredeyse. Bunları yazarken, sonu gelmiş bahçenin; buradaymış, neyse bu da ayrı bir yazımızın konusu bilogum.


Şimdi öperim ciğerlerinden, hani bir gün ulan bu kız böyle hayalleriyle daha güzel, onu böyle istiyorum diyen adam için, kulağına fısıldayacağım güzel şeyler olacak, onları yazmayacağız buraya değil mi?








Hiç yorum yok: